top of page

Kış Bahçesi

Feb 5
1 min read

Updated: Feb 23

Gece yarısı uyandım

güneş daha batmamış, beni çağırıyor.


Babamın destek tekerlerini çıkarmadığı bisikletime atlıyorum.


Kumlar batmayanın aynası,

Simli demişti kızım bir kere.


Can kurtaranlar şehirde, derilerini dinlendiriyor, mavi bayrakları restoranlara sermiş servis yapıyorlar.


Dalgakıran iskeleye sahip çıkamamış

beni mi koruyacak.


Bata çıka denize varırım sanıyorum ama

değil,

yaz yağmuruna benzemiyor oluktakiler.

Tam tersine bir trafik,

sahildekiler evlere taşınır,

damla damla

koca koca

adamın kafasını yarar,

Poyraz —hırsız— kırdığı panjurlardan içeri sızmış ve suyu görünce betona kesmemiş olanlar teraslarda, tabelalarda

şimdi onlar yaldızlı kızım alan yok, satan yok (talan yok)

çürümüş ahşap oyuklarına yuva yapar

üşüyenler.


Yosun kokuyor başıboş kumlar kasabası!


İnsan bu hüzünde de babasının evladına kıyamadığı için sökmediği —evlatlar asla büyümez— destek tekerlerini sökmeyecekse ne zaman sökecek?


Kendime kıyma zamanı!


Hem benim kumdan kalem, orman gibi sert olacak

ne fırtına ne yağmur işleyecek,

hendeğinden soğuk sular akacak, denize dökülen bir çay,

karlar eriyince aldı getirdi beni

dört teker.

Önce yarım pedal

sonra tam,

bir iki düş.


Kavuştuk işte grinin üstündeki

turuncu kabuk.

Devran(ım) artık dönmüyor, kaşıyıp yeniden kanatmamı bekliyor.


Ayaklarım suya deyince

yalın ayak,

balık kafayı çıkartıyor

taaaaaa

yüzgecine kadar,

Poyraz susuyor,

deniz sağır

sen kimsin diye soruyor balık,

çünkü ancak böyle sökermişim kırbacı,  fırlatırmışım topacı

dönermiş.


Ve yaz gelirmiş,

yeniden.



 On Dört / Nisan / İki Bin Yirmi Dört

ÖZDERE — İZMİR

Recent Posts

See All
Ev

Belki de dünyanın öteki ucunda sessiz, sakin bir ev vardır içinde bir ben varımdır sadece ben sadece ama sadece ben dünyadaki tek ben pencereden dışarı bakan ben kapının önünü süpüren ben yemeği yapan

 
 
GÖZÜ-

unutsak insanlığımızı dar sokaklarda ellerimiz birbirini arasa bir gece bulsak ağlasak aydınlık yok diye gözlerimiz hiç parlamasa hissetmesek o ağrıyı kaygılanmasak gelecekten feda etmesek düşleri ve

 
 
Durak

Bazen konuşmak istedim bazen öpmek bazense sadece bakmak, ama hiçbiri ne konuşulan ne öpülen ne de bakılan olmaya hazırdı.

 
 

© 2026 Burak Serbest Tüm hakları saklıdır.
Powered and secured by
Wix

  • Youtube
bottom of page