top of page


Serbest Meslek
bs

İz —B
Dönüp dönüp onun öldüğü sabahı yaşıyorum. İnsanın hayat dolu, pespembe yanakları da olsa, gençliği de olsa, son saatlerinin farkında mıdır? Öleceğini biliyor mudur? Ondan önce uyanmıştım. Başucundaki alarmı kapattım. Çok güzel uyuyordu. Kafasını kuş tüyü yastığına gömmüş, derin derin soluyor; yana dönüşüne, pikeye sarılışına şahit oldum. Sarılacak bir can mı arıyordu? Belki de. Erken mi kalkmıştım? Ah yok mu benim o aceleciliğim, sarıp sarmalamasını beklemeliydim. Belki de. Ç
Tanrı Misafiri
Musa sıcağa bulanmış, tütüyordu. Öğle on iki, hava 45, hissedilen 55 dereceydi. Aklı başında her insan evladı bir çatı altına sığınmışken Musa, güneşi çatı bellemişti. Nehrin kenarındaki yüz yirmi dönümlük mandalina bahçesinin tek efendisiydi şimdi. Evin damı gözetleme kulesi, bütün bahçe ayağının altında, çiftelisi duvara dayalı, yeşil plastik sandalyesine gömülmüştü. Alabildiğine esmer, uzun burunlu -gölgesi şu anda en kısa- güneş ışınları dik, yüzü pütürlüydü. Görevden çok
Melun
Bugün dilencilikte ilk günüydü. Yoksulluğun ise elli yılı var, ilk üç yaş hatırlanmaz nasıl olsa. Yer bilmiyor, yordam bilmiyor. En kalabalık caddeyi seçiyor. Acemi işte. Bulvara gitmiş üstelik, satacak kendini, oğlanların pembe melodikasıyla. Popüler bir parça olsun. İkizler de Mustafa ve Kemal babalarına çok çok popüler bir şarkı öğretti. Ama sadece bir. Çünkü Münir'in sadece o kadar zamanı vardı. Bir an önce yollara düşmeliydi. Parçayı ikinci gün ezberledi, üçüncü gün peki
Hülyalı Selim
Bir cinayeti itiraf etmek istiyorum memur bey… Adım Selim'dir efendim. Fakat çocukluğumdan bu yana kimse bana adımla hitap etmedi. Yeri gelir “Hülyalı Selim” yeri gelir “Hülü” yeri gelir “Lan Hülü” hatta hatta “Hülü Hu hu” dedikleri bile oldu- Tabii keserim kesmesine ama buradan başlamam gerekiyor… Valla hiçbiri gereksiz değil. Yoksa ben koskoca cinayet masası memur beyinin değerli zamanını alır mıyım, almam, haşa… Evet… Yalnız başlamadan bana da bir sigara verebilir misiniz…
Yan Masa
Yan masadaki adamın adı Herman Raymond’dı. Hayır değildi. Zaten nereden bilebilirdim adını, hayatımda ilk defa görüyordum. Demek ki birine Herman Raymond demek için mavi, döşe kadar açık keten gömleğe ve göğsünden fırlamış yetmişlik beyaz kıllara ihtiyaç varmış. O döşte uyur İsa, pamuk pamuk, altın yatağında… Yanındaki çocuk da olsa olsa Huckleberry’dir. Ve Huck on ikisinde olmasına rağmen, hadi bilemedin on üç, şimdiden Raymond’ın kırmızı şarabına göz dikmişti. Yaş meselesi
bottom of page