top of page


Serbest Meslek
bs

Hülyalı Selim
Bir cinayeti itiraf etmek istiyorum memur bey… Adım Selim'dir efendim. Fakat çocukluğumdan bu yana kimse bana adımla hitap etmedi. Yeri gelir “Hülyalı Selim” yeri gelir “Hülü” yeri gelir “Lan Hülü” hatta hatta “Hülü Hu hu” dedikleri bile oldu- Tabii keserim kesmesine ama buradan başlamam gerekiyor… Valla hiçbiri gereksiz değil. Yoksa ben koskoca cinayet masası memur beyinin değerli zamanını alır mıyım, almam, haşa… Evet… Yalnız başlamadan bana da bir sigara verebilir misiniz…
Yan Masa
Yan masadaki adamın adı Herman Raymond’dı. Hayır değildi. Zaten nereden bilebilirdim adını, hayatımda ilk defa görüyordum. Demek ki birine Herman Raymond demek için mavi, döşe kadar açık keten gömleğe ve göğsünden fırlamış yetmişlik beyaz kıllara ihtiyaç varmış. O döşte uyur İsa, pamuk pamuk, altın yatağında… Yanındaki çocuk da olsa olsa Huckleberry’dir. Ve Huck on ikisinde olmasına rağmen, hadi bilemedin on üç, şimdiden Raymond’ın kırmızı şarabına göz dikmişti. Yaş meselesi
Kış Bahçesi
Gece yarısı uyandım güneş daha batmamış, beni çağırıyor. Babamın destek tekerlerini çıkarmadığı bisikletime atlıyorum. Kumlar batmayanın aynası, Simli demişti kızım bir kere. Can kurtaranlar şehirde, derilerini dinlendiriyor, mavi bayrakları restoranlara sermiş servis yapıyorlar. Dalgakıran iskeleye sahip çıkamamış beni mi koruyacak. Bata çıka denize varırım sanıyorum ama değil, yaz yağmuruna benzemiyor oluktakiler. Tam tersine bir trafik, sahildekiler evlere taşınır, damla
bottom of page