top of page


Serbest Meslek
bs

Yan Masa
Yan masadaki adamın adı Herman Raymond’dı. Hayır değildi. Zaten nereden bilebilirdim adını, hayatımda ilk defa görüyordum. Demek ki birine Herman Raymond demek için mavi, döşe kadar açık keten gömleğe ve göğsünden fırlamış yetmişlik beyaz kıllara ihtiyaç varmış. O döşte uyur İsa, pamuk pamuk, altın yatağında… Yanındaki çocuk da olsa olsa Huckleberry’dir. Ve Huck on ikisinde olmasına rağmen, hadi bilemedin on üç, şimdiden Raymond’ın kırmızı şarabına göz dikmişti. Yaş meselesi
Ğ’nin Yumuşak, Ilık, Öz-verili Yüreğine Karşı G’nin Editör, Sert, Ay Yüzü…
Kabuk tutmasını beklediğim üç şey: Biri solda, biri sağda, bir de sen, ben (Ve öteki) güz rengi Kaşıdıkça yaza çalıyor (Nokta) Hangimiz daha masumdur sence, babaya soralım, Kış rengi (Jop) kar kar saçları, top top elleri, öldürür bütün çiçekleri (Nokta) Peki hangimiz kızılı sarıya çalar: Ölüme meraklı olduğu için diğerini gömen (Nokta) Yaz kızım: Asil ve Adil, iki gardaş - DUR! Onlar çoktan öldü (Nokta) Kızıldım doğdum- DUR! En az ON yılı var (Nokta) Baba? Ne soldakini ne sağ
Kış Bahçesi
Gece yarısı uyandım güneş daha batmamış, beni çağırıyor. Babamın destek tekerlerini çıkarmadığı bisikletime atlıyorum. Kumlar batmayanın aynası, Simli demişti kızım bir kere. Can kurtaranlar şehirde, derilerini dinlendiriyor, mavi bayrakları restoranlara sermiş servis yapıyorlar. Dalgakıran iskeleye sahip çıkamamış beni mi koruyacak. Bata çıka denize varırım sanıyorum ama değil, yaz yağmuruna benzemiyor oluktakiler. Tam tersine bir trafik, sahildekiler evlere taşınır, damla
bottom of page